Ercan TÜRKOĞLU
  • Nisan26th

  • Şubat23rd

    Ben

    Durmasını hiç bekleme şiirlerimin,
    Tek noktamı diri diri gömdüm ben
    Özlediğini hele hiç söyleme,
    Gittin gideli sağır olmuş üç noktayım ben …

    Boğazımda yanan türkülerle besliyorum seni,
    Hasretimin kıyı kentinde dağlanıyor yüreğim,
    Ve kor oluyor tenimin her zerresi,
    Gittin gideli eceline susayan bir şair’im ben…

    Hep yutmam için çabaladın sevinçlerimi
    Hep kırmaya gelmiştin kalbimi
    Boşuna uğraşma yıkmaya benim kalelerimi
    Fatih’in Kollarındaki istanbul’um ben…

    Ciğerim’i her gece ihanet’inle yaktın,
    Düşüme düştün yinede seni hiç kanatmadım,
    Her şey’e rağmen unuturum diyorsan sevgili,
    Kaderdir benim lakabım yazılır silinemem ben…

    Ercan TÜRKOĞLU

  • Şubat12th

    Ben artık
    Esyalarını alıp da
    Çekip gittiğin o evde oturuyorum…
    Kendi odam yaptım senin odanı
    Duvardaki cerceveyi unutmussun
    Ve çiçekleri sulamayı…

    Biliyorum
    Delilik bu yaptığım…
    Gecelerce konuk olduğum evin sahibi
    Ve yokluğunun bekçisi olmak
    Akıl karı değil..

    Şimdi soğuk duvarlarla dertlesiyorum
    Seninle sevistiğim,
    Teras katının kapısını kilitledim!
    Girmiyorum……

    Sen,
    İki sokak öteye tasınmıssın……..
    Ve
    Çok sey unutmussun giderken.
    Beraber okuduğumuz kitabı
    Bir köşeye atmışsın……
    Sayfalar dağılmıs ayak izlerine..
    Ve nazar değmis
    Geçen kış
    Camın buğusuna çizdiğim gözlerine…..

    Mutfağın yanık perdesi öylece duruyor
    Zaten o günden sonra
    Hiç denemedim yemek yapmayı…
    Sabahları bildiğin gibi
    Kahvaltıdan önce sigaraya gidiyor elim.
    Lanet olsun
    Ciğerlerim karardı
    Sen hala dönmüyorsun sevgilim…

    Biliyor musun
    Ben yine yokluğuna içiyorum
    Ama artık,
    Ortacgil çalmıyor bu evde….
    Türkülerin sesi iyice kısıldı
    Asıl sen gidince öldü Mahsun-i Şerif…
    Ve Pir Sultan, daha dün asıldı…

    Geceleri uyuyamıyorum
    Yokluğunu avutmak zor…
    Pencereyi açıp,
    Şarkını dinletiyorum bu şehre
    Hissediyorum,
    Ruhun bana göç ediyor…
    Ama ne yaparsam yapayım
    Sensizlik bu evden gitmiyor….

    Ne olur sanki
    Bir gece de sen bana konuk olsan?
    Kadehi kaldırsak ay ışığına
    Yudumlasak ayrılığı
    Ve bitse…
    Bitse bu ayrılık denen yalan…

    Farkında mısın bilmem
    Eylül geldi ama
    Sararmadı sonbahar….
    Oysa böyle miydi geçen güz
    Nerede şimdi
    Altında güzelce ıslandığımız yağmurlar…

    Merak etme,
    Saksıdaki çiçeklerini suluyorum
    Fakat,
    Yokluğun yeşeriyor durmadan…
    Sevgilim ya sen bana dön
    Ya da ben
    Can verip çıkayım bu odadan….

    Olur da
    Özünü özlersen bir gün
    Bulamazsan bunca yıl büyülttüğün kendini
    Yani kayıpsan,
    Firardaysan benim gibi
    Çekinme zile basmaktan
    Korkma
    At adımını
    Ve gir içeri!
    Sevgilim,
    Bu ev kokunla
    Hasretinle
    Ve yokluğunla döşendi…..

    Okan SAVCI

Sayfa 1123»510...Last »